Emlakta birçok sorun, çözüm bilinmediği için değil; yanlış problem çözüldüğü için devam eder.
Biz önce ne yapmanız gerektiğini söylemeyiz. Önce neyin gerçekten yanlış olduğunu bulmaya çalışırız.
Çalışmaya bir eğitim başlığıyla başlamayız.
Danışmanın veya brokerın gerçekten söylediği cümleyi masaya koyarız.
"Portföyüm aylardır satılmıyor."
"Evi gösteriyorum. Herkes beğeniyor. Teklif çıkmıyor."
"30 danışmanım var. Para kazanan 6 kişi."
"Ciro var. Ay sonunda bana para kalmıyor."
Gerçek cümle, gerçek problemi bulmanın başlangıcıdır.
→ Sorun motivasyon olmayabilir.
→ Sorun yalnızca fiyat olmayabilir.
→ Sorun yalnızca paylaşım oranı olmayabilir.
→ Sorun yalnızca reklam olmayabilir.
Gerçek durumu ve gerçek kaybı görünür hale getiririz.
Belirti ile kök nedeni birbirinden ayırırız.
Bilgiyi yığmayız. Karar için ne gerekiyorsa onu kullanırız.
Konuyu genel fikir olarak bırakmayız. Kendi portföyünüze, müşterinize veya ofisinize taşırız.
Çalışmanın sonunda "Şimdi ne yapacağım?" sorusu açık kalmamalıdır.
Danışmanın temel sorusu: Bu portföyü, alıcıyı, satıcıyı veya işlemi nasıl ilerleteceğim?
Brokerın temel sorusu: Ofiste para, üretim ve zaman nerede kayboluyor?
Bir kavram yalnızca öğrenilmiş olmak için anlatılmaz.
bizim için tamamlanmış değildir.
Önce doğru problemi buluyoruz.
Sonra gereken kadarını yapıyoruz.
Bir probleme aynı yerden bakmak zorunda değiliz.
Bir bakış saha, işletme, üretim ve sonuç tarafını zorlar.
Diğeri insanı, öğrenmeyi, davranışı ve uygulamayı zorlar.
Birbirimizin fikrini doğrulamak için değil, sınamak için birlikte çalışıyoruz.
60 Dakika, bu yaklaşımın gerçek bir saha problemi üzerinde uygulandığı canlı çalışma modelidir.
Daha fazla çalışmadan,
daha fazla para harcamadan,
daha fazla toplantı yapmadan önce şunu sorun:
Doğru problem görünmeden doğru hamle çıkmaz.